OTOMOTİVDE 3.0 DÖNEMİ

 
AR-GE harcamalarından en fazla payı alan sektörler arasında otomotiv de yer alıyor. Yeni trendler ve teknolojiler, sektörü her açıdan dönüştürüyor. Otonom sürüş için test sürüşleri başladı bile. Yakıtta hibridden hidrojene geniş bir yelpazede çalışmalar sürüyor. Emisyon azaltılmaya çalışılıyor. Malzeme bilimciler araç ağırlıklarının azaltılmasına yönelik çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Tasarımından prototipe bütün süreçler kısalıyor. Sektördeki bu değişim, telekom ve yazılım şirketlerinin de otomotive odaklanmasını sağlıyor. 
çan araba fikri, 20 yıl önce eziyet gören ülkemizden özgür ve açık bir topluma kaçış yolu olarak doğdu. O sıralarda bu fikri neredeyse tamamen unuttuk. Ancak 90’lann başlarında Çekoslovakya’da Kadife Devrim gerçekleşti. Özgürlük hissiyle dolarak uçan araba fikrini kişisel bir ulaşım şekli olarak tekrar canlandırdık.”
Uçan araba fikrinin doğuşunun üzerinden 20 yıldan uzun bir süre geçtikten sonra Stefan Klein ve Juraj Vaculik, bu fikri gerçeğe dönüştürdü. Artık bu fikir, buhranlı bir ülkeden kaçmakla değil, ulaştırma çözümleri konusunda giderek daha fazla çıkmaza giren bir dünyada hareket etme özgürlüğüne sahip olmakla ilgili.
Bilim insanları, AR-GE mühendisleri dev otomotiv endüstri isi içinde çok çeşitli sorunlara çözüm ararken ve değişik müşteri taleplerine cevap vermeye çalışırken uçan araba gibi pek çok yenilikleri hayatımıza sokuyor.
Otomotiv sektörünün üretim anlayışı tümden değişti. Yeni trendlerin doğurduğu yeni ihtiyaçları giderme çabası, otomotivde AR-GE’ye yön veriyor. Sürücüsüz yani otonom sürüş için test sürüşlerine başlandı. Yakıtta hibridden hidrojene elektriğe varan geniş bir yelpazede çalışmalar sürüyor. Emisyon azaltılmaya çalışıyor. Malzeme bilimciler araç ağırlıklarının azaltılmasına yönelik çalışmaları aralıksız sürdürüyor. Aracın tasarımından prototipine süreçler kısalıyor. Akıllı araç devri, sadece otomotiv şirketlerini değil telekom ve yazılım şirketlerinin de otomotive odaklanmasını sağlıyor. Türkiye’de de dünyada da AR-GE harcamalarından en fazla payı alan sektörler arasında otomotiv ilk sıralarda geliyor.
PROTOTİP SÜRESİ YARIYA İNDİ
Ürün tasarım süreçleri, son
yıllarda büyük bir dönüşüm içinde.
Bu dönüşümle birlikte üretim döngüleri de kısalıyor. Verilerin ve platformların paylaşımı, erişilebilirliği bu noktada en kritik öğe haline geliyor. Aynı şekilde tasarımcılar ve mühendisler, artık birbirleriyle eş zamanlı konuşup tasarım sürecinde anlık olarak birlikte çalışabiliyor. Üç boyutlu teknolojilerle bu süreçte hayal etmek, hayal ettiklerini tasarlayabilmek, paylaşmak ve deneyimlemek de artık çok daha kolay. Aynı büyük dönüşüm otomotiv sektöründe de yaşanıyor.
Dünyanın en büyük yazılım şirketlerinden Dassault Systèmes, S boyutlu dijital modellemeyi otomotiv sektörünün hizmetine sundu. Şirketin Türkiye genel müdürü Burak Süsoy, otomotiv sektörünün 3Dexperience platformunun sunduğu avantaj ve faydalardan yararlandığını belirtiyor. Süsoy, Dassault Systèmes’in sunduğu üç boyutlu deneyimler sayesinde, bir otomobilin tüm tasarım, prototip ve ürün test sürecinin 24 aydan 12 aya indiğini belirtiyor. Sanal prototip ve üç boyutlu modelleme teknolojileriyle üretim sürecinde sıfıra yakın üretim hatasına ulaşmanın da artık mümkün hale geldiğini söylüyor. Süsoy, şöyle devam ediyor: “Üretici ve tüketicilerin artık fazla bekleme lükslerinin olmadığı bir dünyadayız. Kendimizi bir üç boyutlu deneyimler şirketi olarak konumluyoruz. Örneğin My Car Experience çözümümüzle üretici şirketler, tüm süreçlere son kullanıcıyı da kolayca dahil edebiliyor. Bu şekilde ürün pazara sunulduğunda satış ve beğeniye dair kaygılar en aza indirgenmiş oluyor. Bu AR-GE’yi sokaktaki insana kadar taşıyan bir süreç.”
GELECEĞİN ARABASI İÇİN İŞLEMCİ
Bilim kurgu, birkaç yıl içinde gerçeğe dönüşecek. Yaya algılama, şerit değiştirme uyanları, park 
asistanı, hız işareti algılama gibi küçük adımlar, bizi tamamen sürücüsüz araba kullanma deneyimine götürüyor. NVIDIA Otomotiv Direktörü Danny Shapiro, teknoloji şirketlerinin başa çıkmaları gereken üç önemli unsura dikkat çekiyor: “Düşük güç tüketen, son derece yüksek performanslı, süper bilgisayar yeteneğine sahip işlemciler; programlama kolaylığına sahip modüler sistem tasarımı ve sürücü için her şeyi bir araya getiren, güvenli bir sanal kokpit veya dijital araç kümesi. Bu üç unsur hayata geçirilmediği sürece otomobil üreticileri uzaktan kumandalı arabalarında pahalı masaüstü bilgisayarlara sahip olmaktan öteye geçemeyecek.”
Shapiro, NVIDIA Tegra İK mobil işlemcinin, daha önceki versiyonlardan 10 kat daha fazla bilgi işlem gücüne sahip olduğunu ve onlar kadar eneıji tükettiğini söylüyor. NVIDIA işlemcilerin günümüzde Audi, BMW, MINI, Honda, Tesla Motors ve VW dahil 20’yi aşkın marka ve 100’ün üzerinde modelin navigasyon ve bilgi-eğlence sistemlerini çalıştırdığını belirten Shapiro, yenilikçilik ajandasını şöyle paylaşıyor:
“Otomobil üreticileriyle
geleceğin arabası üzerinde çalışıyoruz. İlk hedefimiz yaya algılama, şerit değiştirme uyanları, park asistanı gibi bugün de araçlarda yer alan Gelişmiş Sürücü Asistanı Sistemleri (ADAS).
Yalın arabası, olağanüstü güçlü bir görsel süper bilgisayar olacak. Fotoğraf gerçekçiliğinde grafikler, bilgisayar görüşü ve bilişim, bu görsel bilgisayarların hayata geçmelerini sağlayan ana teknolojiler. Çok büyük işlem gücüne ve yazılıma davalı kapsamlı mimarilere ihtiyaç duyuyorlar. 10- 15 yıl içinde bunlar, her arabada bulunacak. Otomobil üreticileri, bunu başarmak için bir yonga 
tedarikçisine değil, NVIDIA gibi bir araç bilgisayarı platform ortağına ihtiyaç duyuyor.”
4 DEV NEREYE ODAKLANDI?
Karbon elyaf bazlı materyaller, güçlü ancak hafif yapılarıyla enerji verimliliği, hafiflik, dayanıklılık ve düşük emisyon salınımının temel performans kriterleri olduğu gelişen sektörlerde kullanılıyor. Otomobillerdeki yakıt tüketimini azaltabiliyor. DowAksa da bu konuya odaklı çalışıyor. DowAksa Türkiye Genel Müdürü Mithat Okay, “Karbon elyaf fiyatlarını düşürerek otomotiv endüstrisinde kullanımını hedefliyoruz” diyor.
Oyak Renault AR-GE Merkezi Koordinatörü Çağlayan Altınok, araç ağırlığını ve emisyon miktarlarını azaltmaya çalıştıklarını belirtiyor. Oyak-Renault AR-GE Merkezi tarafından geliştirilen araç kasa yanı ve tavan birleştirme süreçlerinde plazma kaynak uygulaması, tüm Renault grubu fabrikaları ve Türkiye için bir ilk oldu. Dünyada otomotiv sektöründe en hızlı plazma kaynak uygulamasını dakikada 5 metre hız ile Oyak Renault gerçekleştiriyor.
Bu hız, endüstride bilinen hızların
2    katı seviyesinde. Altınok, Oyak- Renault’nun inovasyon ajandasını şöyle paylaşıyor: ‘Türkiye’nin ilk seri üretim elektrikli aracına ait tüm kabin içi elektrik sistemleri, batarya taşıyıcısı ve batarya test sistemlerinin tasarım ve geliştirme çalışmalarını yapıyoruz.”
Mercedes-Benz Türk de İstanbul ve Aksaray’daki AR-GE merkezlerinde otobüs ve kamyonlar geliştiriyor. Mercedes-Benz Türk AR-GE Merkezi Yöneticisi Mustafa Üstertuna, EvoBus bünyesinde AR- GE çalışması devam eden otobüs projelerinin test aktivitelerinin Türkiye’de gerçekleştirildiğini belirtiyor. Üstertuna, “Bu işbirliği çerçevesinde, önümüzdeki yıllarda dünya pazarlarına sunulacak yeni nesil otobüs ve kamyon projelerine
destek sağlanıyor. Son dönemde yeni ürünlerin geliştirilmesine ve emisyon şartlarının sağlanmasına odaklandık” diye ajandalarını açıklıyor.
Dünya devi Mitsubishi ise gelecek dönemde öncellikli hedefini otomobillerindeki karbon salimini yüzde 25 oranında azaltmak olarak açıkladı. Şirketin Türkiye temsilcisi Temsa Motorlu Araçlar Genel Müdürü Eşref Zeka, Mitsubishi’nin elektrikli ve hibrid araçlardaki ürün gamını artırdığını söylüyor. Zeka, devam ediyor: “Böylece otomotiv pazarında daha çok çevreci araçların satılmasını sağlayacağız. Elektrikli araçlara odaklanarak otomobillerin performansını artıracak yeni EV/PHEV teknolojileri geliştirmek de Mitsubishi’nin planları arasında.” 
 
YAKITTA GELECEK
SENARYOLARI
Hibrid, hidrojen yakıtlı ve elektrikli araçlar, geleceğin de en önemli ulaşım konseptlerinden olacak.
Tüm dünyada elektrikli araçlar, önemli bir alternatif olarak gündeme geldi. Bu alanda otomotiv
endüstrisinin AR-GE
çalışmaları her geçen gün hız kazanıyor.
Toyota, AR-GE konusunda dünyada en fazla yatırım yapan şirketlerin başında geliyor. 2013 yılında yıllık 9,8 milyar dolar civarında AR-GE yatırımı yapan şirket, AR-GE çalışmalarını fabrikaları bünyesinde değil, dünyanın çeşitli yerlerinde faaliyette bulunan 6 bölgesel merkezde gerçekleştiriyor. Toyota’nin hedefinin, hibrid teknolojisinin 2020 yılından itibaren tüm modellere
uygulanması olduğunu açıklayan Toyota Otomotiv Türkiye Genel Müdür ve CEO’su Orhan Özer,
diğer hedeflerini şöyle açıklıyor: “Hibridin dışında, yeni alternatif enerji kaynağı, hidrojenli araç teknolojisi de halen Toyota’nın üzerinde çalıştığı bir çalışma. 2015 yılında hidrojen yakıt üniteli Toyota araçları dünya otomobil pazarına sunulmuş olacak.”
DMA, Türkiye’de bu konuda çalışan yerli bir şirket. DMA Yönetim Kurulu Başkanı Önder Yol, hedeflerinin dünya ölçeğinde yerli elektrikli araç üreten ilk kuruluş olmak olduğunu söylüyor. Yol, bu nedenle son 5 yıldır, teknik ve ticari yönü tüketici beklentilerini karşılayacak düzeyde elektrikli araçlar üzerine çalıştıklarını belirtiyor. Dünya ölçeğinde başarılı ürünler hedeflediklerini söyleyen Yol, şöyle devam ediyor:
“Bugün Türkiye’nin ilk ve tek TİP onay belgesine sahip elektrikli aracını üretip satan şirketiz. Global ölçekte elektrikli araç sanayinin ülkemizde büyümesine katkı sağlamayı amaçlamaktayız. ”
Temsa Genel Müdürü Dinçer Çelik de CNG yakıtlı ve elektrikli otobüsleriyle fark yarattıklarını söylüyor. Dizel yakıtlı araçlarıyla Avrupa Komisyonu 2030 emisyon hedeflerine paralel çalışmalarının devam ettiğini söylüyor. Orta vadede 9 metrelik ve 12 metrelik şehir içi toplu ulaşım için elektrikli otobüslerin üretimine geçeceklerini açıklayan Çelik, “Geliştirilecek Smart Bus konsepti ile birlikte günümüz bilişim platformlarıyla uyumlu çözümleri araçlarımıza entegre edilmeye başlandı” diyor.
Kaynak : Capital

2015 SIÇRAMA YILI OLABİLİR

Bu yıl emlak sektörü için daralma yılı oldu. Sektörün önde gelen kuruluşlarından Emlak Konut GYO’nun verileri de bu durumu net olarak gözler önüne seriyor. 2013 yılında 15 bin 101 adet konut satışı gerçekleştiren kurum, bu yıl sonunda 10 bin adetlik satış hedefine ulaşmayı planlıyor. Ancak Emlak Konut GYO Genel Müdürü Murat Kurum, 2015’ten umutlu. Ekonominin büyüyeceğini, jeopolitik sorunların aşılacağım ve konut sektöründe ciddi bir sıçramaya geçilebileceğini söylüyor.

 
Emlak Konut GYO, Türkiye’nin en
 büyük gayrimenkul yatırım ortaklığı Gelir paylaşımı ve anahtar teslim olmak üzere iki iş modeliyle çalışmalarını yürüten kuruluş, gelir paylaşımı iş modelinde portföyündeki arsalarını ihaleyle yüklenici şirketlere veriyor. İhaleyi kazanan yüklenici şirket, Emlak Konut standartlarında projeyi hayata geçiriyor. Anahtar teslimi iş modelinde ise Emlak Konut kendi arsası üzerinde kendi başı¬na bir proje geliştiriyor, finanse ediyor ve pazarlamasını gerçekleştiriyor. Emlak Konut bu şekilde bugüne kadar 100 bin konut inşa etti.
Projelerinde ağırlıklı olarak orta ve üst orta gelir gruplarına odaklanan Emlak Konut’un performansı aslında sektörün genel durumunu da doğrudan yansıyor. Sektörün geçtiğimiz yıla kıyasla yaşadığı daralma Emlak Konut GYO’nun satış rakamlarından da net olarak görülüyor. Geçtiğimiz yıl 15 bin 101 adet konut satışı gerçekleştiren kurum, bu yılın sonunda ise 10 bin konutluk satışı tamamlamayı hedefliyor.
Emlak Konut GYO Genel Müdürü
Murat Kurum, 2015 yılından oldukça umutlu. Ekonominin büyüyeceğini, jeopolitik sorunların aşılacağını ve konut sektöründe yine ciddi bir sıçrama¬ya geçilebileceğini söylüyor.
Devam etmekte olan 86 projelerinin olduğunu hatırlatan Kurum, “Bu yılın son çeyreğinde Zekeriyaköy’de bulunan Köy ve Kayabaşı’ndaki Park Mavera projelerinin satışlarına başladık. Yine Başakşehir Kayabaşı’ndaki Evvel İstanbul ve Hoşdere’de bulunan Avrupark projelerimizin satışlarına da yakın zamanda başlamayı planlıyoruz. Bununla birlikte 2015 yılı satış hedefimizi belirlemek için biraz daha beklemekte fayda görüyoruz. Bu arada ihale sürecini bu yılın başında tamamladığımız ve en büyük projemiz olacak olan Kazlıçeşme’deki arsamızda da geliştireceğimiz projede inşaat ruhsat işlemlerinin tamamlanmasının ardın¬dan gelecek yılın ilk yansında satışlara başlamayı planlıyoruz” diyor.
Emlak Konut GYO Genel Müdürü Murat Kurum ile 2014 yılının önemli gelişmelerini ve 2015 yılı beklentilerini konuştuk.
Emlak Konut’un sektördeki konumundan bahseder misiniz? Türkiye’de gayrimenkul sektörünün bugüne gelmesinde nasıl bir rol sahibisiniz?
Her ne kadar kökenimiz 1953 yılı¬na kadar gitse de biz gerçek manada etkili olmaya başladığımız zamanı “Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı ”na dönüştüğümüz yıl olan 2002 yılı ve sonrası olarak görüyoruz. 2003 yılı başından bugüne kadar, özellikle İstanbul olmak üzere ülkemizin çeşidi yerlerindeki arsalarımız üzerinde büyük ölçekli projeler ürettik.
Büyüyen şirketimiz, 3,8 milyar TL’lik ödenmiş sermayesi ve 2014 yılı 3’üncü çeyrek itibarıyla ulaştığı 14,8 milyar TL’lik aktif toplamıyla finansal kabiliyetlerini ciddi şekilde artırdı.
Yine 2014 yılının ilk üç çeyreğini, toplam 734 milyon TL seviyesinde bir kârlılıkla sonlandırdık. Bu yılın başın¬dan bu yana verilerimize baktığımızda, ekim ayını 3,7 milyar TL’yi aşan bir satış tutarı karşılığında 7 bin 533 adet bağımsız bölüm gibi kuvvetli bir satış verisiyle kapattık.
Bugüne kadar toplam kaç konut projesini hayata geçirdiniz?
2003 yılından itibaren 11 yıllık do-nemde çoğıı ürettiğimiz olmak üzere, ihalesini gerçekleştirdiğimiz ve proje-lendirme çalışmaları devam eden toplam bağımsız bolüm sayısı 100 bin adet gibi dikkate değer bir seviyeyi aşmış bulunuyor. Tüm konut üreticileri ve alıcıları tarafından yakından takip edili¬yoruz. Zira, kamu ve özel sektör işbirliğinin Türk konut sektörüne birçok heyecan verici proje katmasına vesile olduk. Nakit gücümüzle, gerek TOKİ ile süregelen işbirliği sonucunda gerek üçüncü kişilerden satın aldığımız arsalarımızla kıymetli bir arsa stoğuna sahip olduk. Bu stoğun güncelliğini koruyacak şekilde yeni alımlar yapmaya devam ettik ve ediyoruz. Gelir paylaşımı iş modelimizle ihaleye sunduğu¬muz cazip arsalarımız, Türkiye’nin ön¬de gelen inşaat şirketlerini harekete geçirdi ve sektörümüzün potansiyelinin ortaya çıkmasına yardımcı oldu.
Birçok projede inşaat şirketleriyle işbirliği yapıyorsunuz. Biraz iş yapış tarzınızdan, iş modelinizden bahseder misiniz?
Gelir paylaşımı ve anahtar teslim iş modeli olmak üzere iki iş modelimiz var. Gelir paylaşımı iş modelinde Emlak Konut, portföyündeki bir arsasını, elde edilecek satış geliri yüklenicisiyle paylaşılacak şekilde ihale ediyor. İhalede bir gelir paylaşımı oranı ve şirketimiz gelir payı belirleniyor. İhale sonucunda en yüksek şirket payını teklif eden ve gerekli teknik ve finansal yeterlilikleri yerine getiren yüklenici adayı yüklenicimiz olmaya hak kazanıyor. İnşaat finansmanı ve pazar¬lama faaliyetlerinden sorumlu olan yüklenici, tüm ilerleme süreçlerinde Emlak Konut standardında denede- niyor. Bunun sonucunda, projenin zamanında ve sorunsuz şekilde tamamlanması sağlanıyor. Konut alıcılarında ki “güçlü Emlak Konut imajı”nı oluşturan işte bu mekanizma. Anahtar teslimi iş modelinde ise Emlak Konut kendi arsası üzerinde kendi başı¬na bir proje geliştiriyor, finanse ediyor ve pazarlamasını gerçekleştiriyor. Bununla birlikte, inşaatın fiziken tamamlanabilmesi için bir alt yükleniciye ihtiyaç duyuluyor. Bu yüzden, ihale ile en düşük maliyede bizlere projemizi teslim edecek şirkete inşaat işi ihale edilmiş oluyor. Gelir paylaşımı projelerimiz ağırlıklı olarak orta-üst ve orta gelir gruplarına hitap ederken, anahtar teslimi projelerimiz daha düşük fiyat ve uzun vadeye yayılan ödeme koşulları nedeniyle orta gelir grubuna yönelik oluyor.
2014’e hangi beklentilerle girdiniz? Bu hedeflere ulaşıyor musunuz?
2013 yılını, ülkemiz genel ekonomisi için bile kayda değer sayılabilecek bir satış verisiyle kapatmıştık. Yaklaşık olarak 5,9 milyar TL’lik satış tutarı karşılığında 15 bin 101 adet konut satışı gerçekleştirdik. Finansal anlam¬da da yılı 1 milyar TL’yi aşan iddialı ama bir o kadar da istikrarlı bir kârlılıkla kapattık. 2014 yılını da öngördüğümüz şekilde 4 milyar TL’nin belirgin şekilde üzerinde bir satış tutarıyla sonlandıracağımızı düşünüyorum. Toplam satış adedimiz de 10 bin adet civarında olur.
Bu yıl hangi projeleri yürütüyorsunuz? Hangi yeni projeler devreye girdi?
Devam etmekte olan 36 adet projemiz bulunuyor. Kartal'daki İstMarina, Başakşelıir Kayabaşı’nda bulunan Seyranşehir, Bulvar İstanbul, Park Ma-vera, Evvel İstanbul Ispartakule mevkiindeki Göl Panorama Evleri, Zekeriyaköy’deki Köy projemiz ve Ataşehir’deki Nidakule Ataşehir projelerimiz şu anda aklıma gelen ve bu yıl içinde satışına başladığımız projelerimiz. Devam etmekte olan projelerimizdeki şirket payımız 8 milyar TL’ye yakın bir seviyede.
Emlak Konut bugüne kadar ağırlıklı olarak hangi hedef kitleye yönelik projeler hayata geçirdi?
Hedeflediğimiz gelir grupları orta ve orta üst seğmen t. Şu ana kadar ürettiğimiz projelerimiz de bu hedef grubumuzla uyumlu.
Yeni projelerinizde Türkiye’de hangi iller, İstanbul'da hangi bölgeler dikkatinizi çekiyor?
Her zaman söylediğimiz üzere önceliğimiz kaliteli konut stoku açığının bulunduğu İstanbul. Bunun dışında yine diğer büyük şehirlerimiz önceliklerimiz arasında.
Peki kentsel dönüşümde ne kadar etkin olacaksınız? Kentsel dönüşüm anlamında hangi bölgelerle i İlgileniyorsunuz ?
Kentsel dönüşüm konusu Emlak Konut GYO olarak öncelikli faaliyet konumuz olmamakla birlikte, hassasiyeti ve ciddi ihtiyaç dolayısıyla ilgi alanlarımızdan bir tanesi. Zira buna ilişkin Esenler Belediyesi ile birlikte geliştirmekte olduğumuz Esenler Em¬lak Konutları projesinde önemli bir aşamaya gelindi ve satışlar başladı. Umuyoruz ki ilerleyen süreçte önce¬den o bölgede oran yüzlerce hak sahibine de yeni ve sağlıklı evlerini teslim edeceğiz.
İlave olarak, birçok kurum ve bele-diye ile de potansiyel kentsel dönüşüm projeleri için temas halindeyiz. Birçok kurum Emlak Konut’un dönüşüm projelerinin bir parçası olmasını istiyor.
2015 Emlak Konut açısından nasıl bir yıl olacak? Yeni projeler devreye girecek mi?
Öncelikle 2014 yılını çok hareket¬li geçirdik. Sadece nisan ve mayıs aylarında TOKİ ve Özelleştirme İdaresi’ nden toplam değeri 3,5 milyar TL’yi aşan miktarda arsa alımı gerçekleştirdik. Bir kısmının ihalelerini şimdiden gerçekleştirdik ve umuyoruz ki en kısa sürede diğer önemli arsaları¬mızı da yakın gelecekte ihale ediyor olacağız. Birçok projemizin de lans- manlannı gerçekleştirdik, saüşlanna çok iyi bir hızla başladık. Ayrıca son 4 yılda 17,5 milyar TL tutarında rekor bir satış hasılaü elde ettik. Olumsuz birçok söylentinin dolaşığı sektörümüzde, yeni satışa çıkmış projelerimizin önünde oluşan kuyruklarla ezber bozan bir duruş sergiliyoruz. 2015 yılına da yine bu moralle gireceğiz. İçin¬de bulunduğumuz yılın son çeyreğin¬de ise Zekeriyaköy’de bulunan Köy ve Kayabaşı’ndaki Park Mavera projelerinin satışlanna başladık. Yine Başak- şehir Kayabaşı’ndaki Evvel İstanbul ve Hoşdere’de bulunan Avrupark projelerimizin satışlarına da yakın zaman¬da başlamayı planlıyoruz. Bununla birlikte 2015 yılı satış hedefimizi belirlemek için biraz daha beklemekte fay¬da görüyoruz. Bu arada ihale sürecini bu yılın başında tamamladığımız ve en büyük projemiz olacak olan Kazlı- çeşme’deki arsamızda da geliştireceğimiz projede inşaat ruhsat işlemlerinin tamamlanmasının ardından gelecek yılın ilk yansında satışlara başlamayı planlıyoruz.

LANSMAN YARIŞI 2015’TE BAŞLIYOR


Markalı konut üreticileri, 2015 yılında yapacakları yeni lansmanlarla sektörü hareketlendirecek. 20 markalı konut üreticisinin yapacağı yeni proje lansmam 50’yi bulacak. Yeni lansmanlar İstanbul ağırlıklı olmakla birlikte aralarında Ankara, Gaziantep, Bodrum ve İzmir’de de gerçekleştirilecek yeni işler var. Yakın zamanda lansmana çıkacak bu projelerden sadece 22 tanesi için planlanan yatırım 15 milyar TL’yi buluyor. Bu lansmanlarla satışa sunulacak konut sayısı ise 23 bini geçiyor.
AYÇE TARCAN AKSAKAL 
 
Geçtiğimiz eylül ayıyla birlikte yeniden hareketlenen gayrimenkul sektöründe yeni konut projelerinin lansmanları da dur durak bilmedi. Kasını ayında Tahincioğlu’ndan Sinpaş’a kadar bir¬çok büyük konut üreticisi yeni konut projelerinin lansmanını yapti.
Yeni markalı konut projelerinin lansmanları artmışken 2014’ün son ayında ve 2015’te yeni satışa çıkacak konut projelerini araştırdık. 22 farklı projede 23 binden fazla daire satışa çıkmaya hazırlanıyor.
2013’E GÖRE ARTTI
Bu yıl içinde lansmam yapı¬lan yeni konut proje sayısı eskiye göre daha sınırlı olsa da 200’e ulaşmış durumda. Eva Gayrimenkul Değerleme Genel Mü¬dürü Cansel Turgut Yazıcı, “2014’te 200’e yakın yeni proje açıklandı. Sektörde önde gelen inşaat firmaların birçoğu yeni projeleriyle karşımıza çıktı. Ayrıca 2014’tc yeni aktörler de piyasaya eklendi” diyor.
Altın Emlak Genel Müdürü Ha¬kan Erilkun da son bir yılda İstanbul’da irili ufaklı pek çok proje üreti-
mi olsa da büyük markalı gayri-menkul üreticilerinin yıl içinde gerçekleştirdiği lansman sayısının 70 civarında olduğunu söylüyor. Erilkun, “Bunların 47 tanesi Avrupa Yakası’nda, 23’ü ise Anadolu Yakası’n da hayata geçirildi” diyor. Yeni konut projelerinin lansmanlarıyla öne çıkan bölgeler ise İstanbul Anadolu Yakasında Kar taJ-Mal tepe E -5 güzergahıyla Avrupa yakasında Seyrantepe ve Beylikdüzü civan oluyor.
BEKLENEN LANSMANLAR
2014 yılında gayrimenkul sektöründe yapılan en önemli lansmanlardan biri de kuşkusuz Tema İstanbul oldu. Avrupa Konutlan-Mesa ortaklığıyla 333 bin metrekare alanda 3 bin 614 konut kapasitesiyle Halkalı’da inşa edilen Tema İstanbul projesinde lansmanın ilk haftasında 1.000’in üze-rinde konut saüşı gerçekleştirildi. Son dönemin en çok konuşulan ve önemli satış başarısı yakalayan 2’nci konut lansmanı ise Ortadoğu Grup tarafın¬dan Sancaktepe’de inşa edilen Resim İstanbul projesi oldu. 81 bin 433 met¬rekarede 1.310 konut kapasitesine sahip proje o denli yoğun ilgi gördü ki ilk etabında satışa çıkarılan 546 daire toplam 2 bin 500 talep aldı. Buna karşın son bir yılda Anadolu Yakası’nın en fazla ses getiren lansmanı Vartaş İnşaat’ın Alman Stemİnımobilien AG ile gerçekleştirdiği ve 350 milyon TL’lik yatırımla başlatılan Renovia İstanbul projesi oldu. Henüz lansmanı yapılmayan Park Mavera projesi de ön satışında büyük ilgi gördü. Emlak Konut GYO Genel Müdürü Murat Kurum, “Park Mavera projesinde 2 gün¬de 600 daire sattık. Buna karşın 10 bin talep aldık” diyor.
Sektörde iyi planlanan projeler önemli satış başarısı yakalarken 2014’ün son ayı olan aralık ayında ve 2015’in ilk yansında lansmanı yapılması beklenen çok sayıda önemli proje de bulunuyor. Önümüzdeki günler¬de yapılması beklenilen en önemli lansmanlardan biri İstanbul Topka- pi’da Nef ve İş GYO ortaklığı ile yapılacak olan Topkapı projesi olacak.
2015 HIZLI GEÇECEK
Aralık ayı içinde Topkapı projesinin lansmanını yapmayı planladıklarını söyleyen İş GYO Genel Müdürü Turgay Tanes, bu ay içinde lansmanın yapacakları bir diğer yeni projenin Kartal olacağını ifade ediyor. Her iki proje için toplamda 775 milyon dolar yatırım yapılacak. Önümüzdeki aylarda lansmanı yapılması beklenen bir diğer proje ise Tahincioğlu Hol- ding’in 2014 yılında İETT tarafından ihaleye çıkarılan Veliefendi Hipodro-mu’nun arkasındaki alanda yapacağı
gayrimenkul yatırımı olacak. Nida- park Deniz Atı Projesi’nin inşasına 2015’te başlanması planlanıyor. Geçtiğimiz kasım ayında Seyrantepe projesinin lansmanını yaptıklarını söyleyen
Tahincioğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Özcan Tahincioğlu, “2015’te biri Zeytin burnu diğeri Çengelköy’de olmak üzere 2 yeni lansman planladık” diyor.
Buna karşın önümüzdeki dönem-de en fazla yeni proje açıklamayı sür-dürecek gayrimenkul şirketi hiç şüphesiz Emlak Konut GYO olacak. Şirketin projelerini yatırımcılann yakından takip etmesi gerekiyor. Emlak Konut GYO Genel Müdürü Murat Kurum, “Sadece bu ay içinde 6 yeni projenin lansmanını gerçekleştireceğiz” diyor. Bu 6 projede yaklaşık 6 bin konutun satışa sunulacağını ifade eden Kurum, yeni projeler için 2 milyar TL yatırım öngördüklerini söylüyor.
BÜYÜKLERİN PLANI
Emlak Konut GYO’nun yeni proje lansmanlan ise ağırlıklı olarak Kayaşehir’de olacak. Emlak Konut GYO gibi Halk GYO da sektörün önemli ve takip edilmesi gereken büyük oyuncuları arasında. Halk GYO’nunl,4 milyar TL büyüklüğündeki gayrimenkul portföyü içerisinde yeni dönemde lansmanını yapacağı en önemli proje ise Sancaktepe’deki yeni konut projesi olacak. Halk GYO yeni projenin lansmanını büyük bir ihtimalle 2015 başında yapacak.
Halk GYO Genel Müdürü Kazını Şimşek, “2015’te Sancaktepe projemize başlamayı ve ‘Panorama Plus’ projemizi tamamlamayı planlıyoruz” diyor.
2015’in ilk çeyreğinde satışa çıkacak bir başka önemli proje de Polat Holding’in iştiraki Piyalepaşa Gayri-menkul’un Beyoğlu’nun Piyalepaşa semtinde yaptığı ve aynı adı taşıyan projesi olacak. Piyalepaşa Gayrimenkul Genel Müdürü Kaan Yücel, “Bu projeyle Türkiye’de özel sektör tarafından gerçekleştirilecek en büyük kentsel dönüşüm projesine imza atıyoruz” diyor. 900 konutun bulunacağı Piyalepaşa projesi 400 milyon dolara mal olacak.
Güneşli’de Tri G projesini gerçekleştiren Mar Yapı da Küçükçekmece’deki eski Oerlikon fabrikasında yeni bir proje üzerinde çalışıyor. 2015’te bu projenin lansmanını yapmayı planladıklarını söyleyen Mar Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Münir Ozkök, “2015’te 3 projemizin daha lansmanını yapmayı planlıyoruz” diyor. Mar Yapı’nın diğer 2 projesi ise Bodrum’da olacak.
ARSA STOKU BELİRLEYİCİ
2015’te de yeni lansman yapmaya devam edecek gruplar ağırlıklı olarak 2013 ve 2014’te büyük montanlı konut projelerini hayata geçiren ve ellerinde halihazırda zengin arsa stoku olan gayrimenkul geliştiriciler olacak. 2014’ün son çeyreğinde Makyol Yaşam Beylikdüzü projesini hayata geçirdiklerini söyleyen Makyol İnşaat Gayrimenkul ve Turizm Grup Başkanı Alper Tüfekçi, “Var olan arsa stokumuz üzerinden gayrimenkul projeleri geliştirmeye devam edeceğiz” diyor. Makyol’un elinde İstanbul’un 8 farklı yerinde 1 milyon metrekareye yakın arsa stoku bulunuyor. Tüfekçi bu sayede ilerleyen dönemlerde hemen her yıl bir projenin lansmanını gerçekleştirerek 5 bin konuta imza atma¬yı hedeflediklerini söylüyor. Tüfekçi, “Bir sonraki projemizi Esenyurt’ta Ak- batı AVM’nin yanında gerçekleştireceğiz” diyor.

2013’te Merkez Zckeriyaköy Evleri projesinin, bu yıl da 700 milyon TL yatırımla hayata geçecek Sancaktepe’de bulunan Resim İstanbul projesinin lansmanını yapan Ortadoğu Grup da 2015’te 4 yeni proje lansmanı yapmaya hazırlanıyor. 2015’te lansmanı yaptıkları Merkez Zekeriyaköy Evle¬ri’ni bu yıl sonunda teslim edeceklerini söyleyen Ortadoğu Grup İcra Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Gür, “Bu yıl 1.390 konuttan oluşan Resim İstanbul projem izinin lansmanını yap nk. 2015 planlamamızda Eyüp bölgesinde iki, Kağıthane bölgesinde bir olmak üzere toplam üç yeni kentsel dönüşüm projemiz var. Aynca Kandilli’de ilave bir projemiz olacak” diyor. Gür, yeni projeler için 200 milyon TL yatırım öngörüyor.
KİM KAÇ PROJE YAPACAK?
2015’te büyük markalı konut üreticilerinin genelde 2 ila 3 arasında yeni lansman yapma hedefi bulunuyor. Ancak bu sayının üzerinde lansman planlayanlar da var. Bunlardan biri de bu yıl iki önemli lansman gerçekleşti¬ren Ferko İnşaat. Levent’te Ferkosig- nature ofis projesine başlayan şirketin hedefi 2015’te 5 yeni proje lansmanı yapmak. Ferko inşaat Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökçe Meriçten, “5 yeni projenin lansmanını yapmayı planlıyoruz. Yeni projelerimiz Göktürk, Kâğıthane ve Levent bölgesinde olacak” diye konuşuyor.
2014’te Ana Cadde, 540/4 Parsel, Seyran Şehir ve Park Mavera olmak üzere 4 projenin lansmanını yaptıklarını söyleyen Makro Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Uyan da 2015’te iki yeni proje lansmanları daha olacağını belirtiyor. Makro’nun yeni projeleri yine Başakşelıir ve Kayaşelıir bölgelerinde olacak. Ekşioğlu Group İmsa İnşaat Yönetim Kurulu Üyesi İslam Ekşi de önümüzdeki dönemde Maltepe, Kartal ve Pendik bölgelerinde başlamayı planladıkları 3 projeleri olduğunu söylüyor. 3 projede toplam 610 konut yer alacak ve projelerin toplam yatırım maliyeti 270 milyon TL’yi bulacak. Ekşi, “Şirket olarak arazi stoklarımızı genişletiyor ve yeni yatırını planlan yapmaya devam ediyoruz” diyor.
Son dönemde lansman yapmayan inşaat şirketleri de yeni lansman yapmak için 2014 Aralık ayıyla 2015’i bekledi. 2013 ve 2014’te lansman yapmadıklarını söyleyen Cihan İnşaat Satış ve Pazarlama Müdürü Engin Ayaz da “Bu ay veya 2015 Şubat arasında Avrupark projemizin lansmanı olacak” diyor.
Bu yıl bir proje lansmanı yaptıklarını söyleyen 216 Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Dündar da iki yeni proje üzerinde çalıştıklannı söylüyor. Dündar, “İki projemizi de Çekmeköy bölgesinde hayata geçireceğiz. Aynca Fenerbahçe Dalyan ve Küçükyalı bölgesinde planlamakta olduğumuz yeni projelerimiz bulunuyor” diyor. Markalı konut üreticilerinin yeni projeleri arasında kentsel dönüşüm yatınmlan da ağırlığını koruyor. Kentsel dönüşüm projelerine odaklanan gruplardan biri de Aydoğan İnşaat. Bu yıl içinde Tuzla’da Aydoğanpark Tuzla’nın ve Caddepark Erenköy’ün lansmanlannı gerçekleştiren Aydoğan İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı İrfan Ay¬doğan, “Fenerbahçe, Erenköy, Göztepe bölgelerinde ve Bağdat Caddesi’nin yakın çevresinde projeler geliştirmeye devam edeceğiz” diyor.

Faktoring 2015’te de yüzde 5 büyüyecek


Faktoring sektörü başarılı bir 2014'ü arkasında bırakmaya hazırlanıyor. 2014'ü yüzde 15'lik büyüme ve toplamda 110 milyar TL'lik işlem hacmiyle kapayacak olan faktoringçiler, özellikle ihracat faktoringindeki agresif büyümeyle dikkat çekiyor. 2015 yılına da yüzde 15'lik büyüme beklentisiyle başlayacak olan sektörde, önümüzdeki yıl işlem hacminin 126 milyar TL'ye ulaşılması öngörülüyor. Sektör, direkt olarak 100 bin, dolaylı olarak da 400 bin müşteriye ulaşıyor. Son dönemde faktoring şirketlerinin ratinglerinde yaşanan artışlar ise sektöre duyulan güvenin kanıtı niteliğinde.
durumda.
Aralık 2012’de 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun devreye girmesiyle büyümede vites yükselten faktoringçiler, Finansal Kurumlar Birliği’nin (FKB) de sağlamış olduğu güçle 2015’te de yoluna 
devam edecek. Önümüzdeki yıl da yüzde 15’lik büyüme yakalamayı planlayan sektör, ihracat faktoringinde ise çok daha güçlü bir konuma gelmeye hazırlanıyor. İhracat faktoringinde dünya İkincisi olan Türk faktoringçileri, 2014te elde ettiği yükselişi 2015'te devam ettirme ve iki haneli büyüme temposunu korumayı hedefliyor.
2Û14’TE BÜYÜME YÜZDE 15
2014 Eylül verileri itibariyle yurtiçi işlemlerde 2013 Eylül'üne göre yüzde 20 büyüyen sektör, 65,5 milyar TL'ye ulaştı. İhracat faktoringinde ise büyüme yurtiçi taraftan daha fazlaydı. Yıldan yıla yüzde 23 oranında büyüyen bu kalemde 14,6 milyar TL'ye ulaşıldı. Toplam ciroda ise 2013 Eylül’ünden 2014 Eylül'üne kadar yüzde 20,6’lık bir büyüme söz konusuyken, bunun karşılığı da 81,2 milyar TL oldu. Sektördeki ithalat faktoringi ise 829 bin TL’den 1 milyar TL’ye çıktı.
Finansal Kurumlar Birliği (FKB) tarafından 2014 yılında büyüme oranı ise yüzde 15 olarak belirlenmiş durumda. Şu anda birliğe kayıtlı 77 faktoring şirketi üye bulunurken, derneğe kayıtlı üyelerin 333’ten fazla şube ile hizmetlerini yaygınlaştırmaya çalışması söz konusu.
Sektörün toplam istihdamı ise 4 bin 700 kişiyi geçmiş durumda.
Kredi penetrasyon oranının uluslararası standartlarla kıyaslandığında düşük kaldığı Türkiye’de, genellikle ticari banka kredilerinin kurumsal ve bireysel müşterilere yönelik olduğu biliniyor. Böylesi bir ortamda ise faktoring sektörü, KOBİ’ler için alternatif bir finansman seçeneği olarak karşımıza çıkıyor. Sektörde özellikle KOBİ vurgusu yapılırken, 2014 yılı sonunda Türk faktoringçilerinin toplamda 110 milyar TL civarında bir işlem hacmi yaratacağı öngörülüyor.
İHRACAT ÖNE ÇIKIYOR
2014 Eylül verilerine göre 81,2 milyar TL olan sektör cirosunun 14,6 milyar TL'si ihracat faktoringinden geldi. 2013 verilerine göre ise dünyada toplam 3,08 milyar dolarlık faktoring işlem hacmi gerçekleşirken, 76 ülkede üyeleri bulunan FCl’ın 2013 yıl sonu raporuna göre Türk faktoring sektörü, sektör işlem hacminde Avrupa’da dokuzuncu, dünyada 15’inci sırada bulunuyor. Türkiye, ihracat faktoringi hizmeti veren 76 ülke içinde yüzde 15'lik pazar payı ile muhabirli ihracat sıralamasında Çin’den sonra ikinci sırada yer alıyor. Teminatı olmayan mal mukabili ihracat işlemlerinde yurtdışı muhabirleri aracılığıyla garanti
2018 HEDEFİ 200 MİLYAR TL’Yİ BULUYOR
Orta Vadeli Program doğrultusunda Türkiye’nin yıldan yıla büyüme beklentileri paralelinde faktoringçiler de kendi büyümelerini düzenlemiş durumda. Bu bağlamda her yıl ortalama yüzde 20 oranında büyüme gerçekleşmesi beklenen faktoring sektöründe 2018 hedefi 200 milyar TL’yi geçecek şekilde belirlendi. Burada tabii ki agresif senaryoların gerçekleşmemesi ve sert devalüasyonların yaşanmaması gerekiyor.
hizmeti sağlayan faktoringin, özellikle ihracatta gelişme potansiyeli ise çok yüksek. Türk faktoring şirketleri özellikle ihracat faktoringinde Türkiye’yi en üst düzeyde temsil ederken, son sekiz yılda beş kere en iyi ihracat faktoringi ödülleri ile de yurtdışı başarılara imza atıyor.
Faktoring, 77 şirketin 333 şubesi ile 100 binden fazla müşteriye ve onların 300 bin civarındaki borçlusuna ulaşabilen bir sektör. Reel sektöre sağladığı finansman kaynağı ve işlem hacmi düzenli olarak artış gösteriyor. Firmaların ihtiyaçlarını karşılamak için de tüm sektörün kişiye özel ürünler de geliştirmeye çalıştığı biliniyor. Anadolu’da yaygınlaşmak da sektörün bir diğer büyüme stratejisi.
Oldukça dinamik ve ticaretin içinde yer alan faktoring, ilk yıllardan itibaren sadece ortalama yüzde 38’lik bir büyüme gösteriyor. Her şeyden önce yüzde 5,7 civarında olan penetrasyon oranının yüzde 10’lara çıkması hedefi mevcut. Bakıldığında GSYİH’nın yüzde 10’una çıkılması, sektör için kabul edilemez bir hedef değil. Zira Türk faktoringçilerinin büyüme potansiyeli bu hedefe ulaşabilecek nitelikte. Şirketler büyüme ve sürdürülebilirliği sağlamak için hem ürünlerini geliştirmeye hem de şubeleri aracılığı ile yaygınlaşmaya çalışırken, daha fazla uluslararası işlemlere odaklanmak istiyorlar. Bununla birlikte bu potansiyeli gören uluslararası sermaye de sektöre giriyor. Türkiye ve sektörün potansiyeli uluslararası sermayeyi cezbediyor.
Yasaya göre mevduat toplayamayan banka dışı finansman şirketlerinin tümü güçlü özkaynaklarla çalışmak zorunda. Bununla birlikte özkaynaklara ilave olarak bankalardan
sağlanan krediler, temel fon kaynaklarını oluşturuyor. Faktoring şirketleri de bu amaçla 2010 yılından beri banka kredilerine ilaveten yurtiçi sermaye piyasasında bono ve tahvil ihraç ederek kaynak yaratma imkanları geliştirdi.
2013 yılında çeşitli vadelerde yapılan ihraçlar sonucu menkul kıymetler bakiyesi 1,5 milyar TL oldu ve bir yıl öncesine göre yüzde 58’lik artış gösterdi. Eskiden tek tonlama kaynağı bankalar iken, şimdi tahvil piyasası da önemli bir kaynak halini aldı.
2013 yılında mevduat ve kalkınma bankalarından kullanılan kredilerde sadece yüzde 3 artış olması, gerek tahvil ihraçlarından kaynak sağlanması gerekse yurtdışı bankalardan borçlanma imkanlarının artmasından kaynaklanıyor. Faktoring şirketlerinin rating artışı, hem iç hem de dış piyasalardan borçlanmayı kolaylaştırdığı için bu miktar her geçen gün artış kaydediyor. 2012 yılında 12 faktoring şirketi tahvil ihracı gerçekleştirirken, 2013 yılında bu sayı 28’e çıktı. 2014’te bu rakam daha da artmış durumda.
BİRLİKTEN GÜÇ DOĞUYOR
Birlik oluşumu ile birlikte bankacılık dışı finansman sektörü sesini daha güçlü ve etkili şekilde duyurma imkanına kavuştu. Klasik deyimle, Finansal Kurumlar Birliği (FKB) sayesinde birlikten güç doğmuş durumda. Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Finansal Kurumlar Birliği İkinci Olağan Genel Kurulu'nda birliğin kurulmasıyla sektörün önünün açıldığını belirtirken, atılan tüm adımlarla birlikte sektörün kurumsal yapısının, rekabetçiliğinin geliştiğini, standartların ve şeffaflığın arttığını da vurgulamıştı.
Son sekiz yılda banka dışı finansal kuruluşların toplam aktif büyüklüğünün 4,7 katına, kredi hacminin de 5 katına çıktığı bir ortamda birliğin oluşması, sektörün bugün geldiği yeri gösteriyor. Faktoring sektöründe verimliliği yükseltmek amacıyla özellikle ihracatın ve ihracatçıların rekabet gücünü artıracak uygulamalar için Türkiye İhracatçılar Meclisi ve Türk Eximbank ile ortaklaşa
2015’TE 126 MİLYAR TL BÜYÜKLÜK OLACAK
2014 yılını yüzde I5’lik büyümeyle kapatmaya hazırlanan faktoringçiler, 2015 yılında da tıpkı bu yıl olduğu gibi yüzde 15’lik bir büyümeyi öngörüyor. Dolayısıyla 2014 yılını 100 milyar TL’lik bir büyüklükle kapatacak olan sektörün 2015 sonunda ulaşması beklenen büyüklük 126,5 milyar TL. Bu büyüme Türkiye’nin büyüme hızına göre hesaplanmış durumda. OECD, Türkiye için 2015 büyüme hızını yüzde 3,2 olarak açıklarken, faktoringteki büyümenin de buna paralel olarak hareket edeceği dile getiriliyor. Özellikle ihracat faktoringinde Türkiye’nin elde etmiş olduğu performans ve dünya ikinciliği başarısının da artarak devam etmesi de bir diğer beklenti.
projeler yürüten FKB, bunun yanı sıra ihracatçıların Merkez Bankası'nın reeskont kredilerinden faydalanması adına da çalışmalar sürdürüyor.
TİM VE EXIMBANK’LA PROJE TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi’ye göre Türk Eximbank tarafından sunulan Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası Programı’nın amacı, ihracatçıların kısa vadeli satışlarına ilişkin ihracat bedellerini ticari ve politik risklere karşı belirli limitler dâhilinde teminat altına alarak ihracatı teşvik etmek ve yönlendirmek. “Diğer taraftan da poliçenin teminat olarak
gösterilmesi ile bankalardan kredi alınmasını kolaylaştırmak diyebiliriz. Bu sigorta ile mal ve hizmet ihracatında ticari ve politik risklere karşı tahsilat güvencesi, karşı firmalar ve ülkeleri hakkında risk analizi ve mevcut riski izleme imkanı, poliçelerin teminat gösterilmesi yoluyla ticari bankalardan finansman imkanı sağlanmakta ve sigortalı firmalara Türk Eximbank kaynaklı kredilerde faiz indirimi uygulanıyor” diyen Büyükekşi, bu program çerçevesinde, ihracatçıların bir yıl içinde, kapsama alınan seçilmiş ülkelere yapacağı 360 güne kadar vadeli tüm sevkiyatlar sigortalandığını belirtiyor. Büyükekşi, “İhracatçılarımız, bu program sayesinde risklerini daha kolay yönetebilir hale gelirken, diğer taraftan da finansman konusunda önemli kolaylıklar elde etmiş olacaklar” diyor.
T
ürkiye Bankalar Birliği’nin (TBB) verilerine göre, konut kredisi olanların sayısı haziran ayı sonunda 1 milyon 736 bin kişiye ulaştı.
Konut kredisi olan kişi sayısı yılın ilk yarısında 2013’iin sonuna göre 55 hin kişi arttı. Bu dönemde 114 bin kişi ödemelerini tamamlayıp
kredisini kapattı, ama 169 bin kişi yeni konut
kredisi kullanınca bakiyede yükseliş yaşandı.
TBB’nin konut kredileriyle ilgili verileri
incelendiğinde ilginç sonuçlar ortaya çıkıyor.
Bunları aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:
•    Türkiye’de konut kredisi olanların sayısı, 10 yıl öncesine kadar oldukça düşüktü. 2005 yılı sonunda konut kredisi olanların sayısı sadece 316 bin kişiydi ve bu sayı taşıt kredisi olanların sayısından (504 bin kişi) daha azdı. Faiz oranlarının düşmeye başlaması ve bankaların uzun vadeli krediler açacak olanaklara kavuşmasıyla sonraki yıllarda konut kredisi kullanımı yükselişe geçti. Böylece 2007 yılında konut kredisi olanların sayısı taşıt kredisi olanların sayısını solladı. Bu eğilimi, 2008-2009 küresel krizi bile durduramadı. Konut kredisi olanların sayısı 2010 yılında 1 milyonu, 2013 yılında ise 1,6 milyonu aştı.
100 MİLYAR LİRAYI AŞTI
•    Aynı dönemde konut kredisi hacmi de hızla yükseldi. 2005’te konut kredisi hacmi sadece 12,4 milyar liraydı. 2010’da 57 milyar lirayı aşan bu tutar, geçen yıl 101 milyar lirayı da geçti. Bu yılın haziran sonu itibariyle ise 105,4 milyar liralık konut kredisi hacmi bulunuyor.
•    Son yıllarda bankaların
kullandırdıkları konut kredisi miktarında büyük artış yaşandı. 2006-2008 döneminde bankaların kullandırdığı konut kredisi miktarı yıllık ortalama olarak 15,5 milyar liraydı. 2009’da 21 milyar lirayı aşan ve 2010’da 32 milyar liraya yaklaşan bu tutar, 2011 ve 2012’de ortalama olarak 29 milyar lira civarında kaldı. Geçen yıl ise büyük bir patlama yaşandı ve tam 50,4 milyar liralık konut kredisi
kullandırıldı. Bu yılın ilk yarısında kullandırılan konut kredisi miktarı ise 15 milyar lira oldu.
Kullandırılan konut kredisi miktarı artıp hacim de büyüdükçe geri ödemeler de artıyor.
 
Kaynak : Capital

EY KADINLARI BEBEK SAĞLIĞI İÇİN ÇALIŞIYOR


Bebemoss / Isabella Erşahin
Isabella Erşahin, 2013 yılının Nisan ayında kurduğu Bebemoss ile bebekler için ürettikleri el yapımı organik ürünleri annelere sunuyor. Bir anne olarak bebeği için organik ürünler kullanmak istediğini ancak bu ürünlere ulaşmanın kısıtlı olduğunu belirten Erşahin, yeni jenerasyonun organik ürünlere daha çok ilgi gösterdiğini söylüyor. Bu tip girişimlerin ev kadınlarının istihdamında da önemli bir rol üstlendiğini ifade eden Erşahin, Bebemos’u şu şekilde anlatıyor:
‘Çocuklarıma zaman ayırmak istedim”
“İstanbul’da yaşayan otuzlu yaşlarında iki çocuk sahibi bir ev kadınıyım. Bebemoss’un fikri son hamileliğimde yaşadığım komplikasyonlar sebebiyle yatak istirahatinde geçen uzun sürede ortaya çıktı. 4 ay boyunca kıpırdamadan evde yatıp, defalarca hastaneye kaldırıldığım bir dönemde örgü, tığ işleme ve diğer el sanatları akıl sağlığımı korumama yardımcı oldu.
Anne olmadan önce eğlence sektöründe uzmanlaşmış, profesyonel bir etkinlik yöneticisiydim. Bu mesleğimi bebeklerimin bakımıyla birlikte sürdüremeyeceğimi bildiğim için onlarla daha fazla zaman geçirmeme olanak sağlayacak bir meslek seçmeyi düşünüyordum. Daha öncesinde moda ve konfeksiyon sektörlerinde çalıştım ve her zaman el örgüsüne meraklıydım.
“Girişimimi deneyimlerim ortaya çıkardı”
İlk bebeğimle birlikte Türkiye’de ekolojik, organik, doğal, toksik madde içermeyen kıyafetler ve oyuncaklar bulmanın zorluğunu fark ettim. Sadece benim değil, tüm annelerin oyuncak, kıyafet gibi bebeklerinin her gün dokundukları pek çok eşyada bu özeni göstermesi imkansızdı. Evet, belki bu malzemeler, organik gıdada olduğu gibi biraz daha pahalı ama yine de ailesine özen gösteren annelerin bu şekilde katkısız, doğal bir yaşamı tercih edeceklerini biliyordum. Kaldı ki çoğu Türkiye’de başarılıyla üretilen organik pamuk gibi hammaddelerin de neredeyse tamamı iç piyasada satışa sunulmadan ihraç ediliyordu. Dolayısıyla yerli üretim hammaddelerde bir maliyet avantajı imkanı da vardı.
Bu nedenlerle kıyafet, oyuncak ve diğer el işi ve doğal ürünleri içeren bir yeni doğan ve bebek hediyeleri markası yaratmaya karar verdim. Modelleri tasarlayıp ilk örneklerini ortaya çıkarmak için kullanabileceğim organik, ekolojik ve doğal malzemeleri araştırdım. Tasarım ve prototip oluşturmak için birkaç ay evi neredeyse atölyeye dönüştürdüm.
“Ev kadınlarıyla birlikte çalıyoruz”
Başta üretim olmak üzere her şeyi tek başıma yapamazdım.
Araştırmalarım sırasında tanıştığım, ailelerini ayakta tutmaya yardımcı olmak isteyen ve çoğunluğunu benim gibi ev kadınlarının oluşturduğu harika bir ekip kurduk. Bebeklere aşık, ailelerine destek olan, sağlığımızı ve gezegenimizi korumayı önemli bulan, üretmeyi seven, yaratıcı ve çok ama çok yetenekli kadınlarla beraber bu işleri yapıyoruz. Kimi çocuğunu okutmak için kimisi de hane gelirini artırmak için Bebemoss ile çalışıyor. Gerçekte onların evin dışında iş fırsatı yakalaması pek mümkün olmadığı için bu iş dolayısıyla yaratılacak olan katma değeri onlarla paylaşmaktan gurur duyuyorum. Kadınların ekonomiye katkısını artırmak ve Bebemoss’un buna ortam yaratması hepimizi gururlandırıyor.
 

GİRİŞİMLER BUTİK VE YEREL İŞLETMELER

“DOĞANIN ‘SESSİZ ÇIĞLIĞINI’ DİNLEDİK”
Sessiz Çığlık / Murat Sert
Capital Dergisi 
Geleneksel gıda üretimi yapan Mufi, 1989 yılından beri hizmet veriyor. Mufi, “Sessiz Çığlık” adını verdiği projesiyle geleneksel gıda üretiminin dışında, Anadolu’da yetişen ancak tanınmayan yenilebilir otlan yeni yeni nesillere tanıtıyor. Anadolu köylerinde sofralarda yer alan ancak sadece yöresinde tanınan bu yenilebilir otlan salamura halinde kullanıcıya sunan Mufi, sürdürülebilir bir üretime cesaret vermeyi amaçlıyor. Metro Sosyal Girişimci Ödülleri’nin Butik ve Yerel İşletme kategorisinde birincilik ödülü kazanan Mufi’nin kurucusu Murat Sert, “Sessiz Çığlık” girişimini anlatıyor:
“Topraklarımızda yetişen bitkileri tanımıyoruz”
“Sağlıklı beslenme ve sağlıklı yaşam olanakları sunan bitkilere ilgi giderek artıyor. Doğal dengenin korunması; yaşamın kaynağını oluşturan bitkilerin
tanınması, onlardan nasıl yararlanılabileceğiyle ilgili bilgilerin doğru aktarılması ve sürdürülebilmesiyle mümkün olacaktır.
Modernleşme, kentlere göç, sağlık hizmetlerine daha kolay erişim, yol ve ulaşım araçlarındaki gelişmeler gibi faktörlerin etkisiyle günümüzde Etnobotanik çalışmalann yapılması giderek zorlaşıyor. Etnobotanik bilgilerin kayıtlı olmasına rağmen bilinirliğinin olmaması bu değerlerin gün geçtikçe kaybolmasına neden oluyor. Anadolu florasında
bulunan yaklaşık 9 bin bitki türünün 3 bin kadarı endemik. Bu toplumun fertleri olarak biz, bu bilgilerin kayıt altına alınabilmesi için organize ve kapsamlı, bilimsel nitelikli çalışmaların en kısa sürede yapılması gerektiğine inanarak yola koyulduk.
“Tüm bölgelerdeki bitkileri taradık”
Bu projede, yurdumuzda özgürce yetişen, kimi yemeklere lezzet katan, kimi kendi başına sofralarımızda şifalı ve besleyici yemekleri oluşturan, yenilebilir otların doğru beslenme bilincine sahip kuşaklara aktarılmasını hedefledik. Bunun için Doğudan Batı’ya, Güney’den Kuzeye şehirler, kasabalar, köyler ve beldeler taradık. 2014 yılında şimdiye kadar 12 çeşit ürünü en iyi saklama şekli olan salamura ile tüketiciye sunduk. Ürünlerimiz arapsaçı, çitlembik filizi, dağ kekiği, deniz börülcesi, deniz fasulyesi, hodan, ısırgan, kaya koruğu, melocan, madımak, pezik ve yabani semizden oluşuyor. Ürünlerimizde bitkilerin Latince adları bize yol gösterdi. Çünkü Anadolu’nun farklı yörelerinden derlediğimiz otlar, farklı isimlerde karşımıza çıkıyordu. İsimler yörelere, hatta kasaba ve köylere göre değişiklik arz edebiliyordu. Ancak ürün etiketlerimizde yerel isimlere de yer verdik.
“Doğaya hak ettiği saygıyı göstermeliyiz'’
Araştırmalanmız sonucunda fark ettik ki, kültür bitkileri içerisinde yaşam savaşı veren bu bitkiler, yabancı ot oluvermiş. Oysa gerçekte o toprakların ilk sahiplerinin onlar olduğu unutulmamalı. Ülkemizde yabancı otların mücadelesine ilişkin araştırma ve uygulamaların yapıldığı enstitüler var. Ancak, gerek ziraat fakültelerinde gerekse ilgili bakanlıklarda yabana otlardan yararlanmaya yönelik birimlerin bulunmayışı, bizleri bu ferdi arayışta, köylerdeki yaşlan 60-75 olan delikanlı ve eli nasırlı analanmıza yönlendirdi.
İşletmelerin kar amaçlarının dışında, üretim konularındaki bilgi, beceri, deneyim ve kaynaklarını yine topluma geri verme misyonun da olması gerekiyor. Özetle, 1989 yılında geleneksel gıda üretimi diye başladığımız mücadelenin 25’inci yılında, doğanın sessiz çığlığına kulak verdik. Tohumun pozitif gücünü doğru kullanarak dengeli ve sürdürülebilir bir üretim yapmayı, kaynaklan yineleyerek ve onlara hak ettiği saygıyı göstererek gelecek nesillerin de faydasına olacak şekilde bırakmayı planlıyoruz."
“SUYUN GEREKSİZ KULLANIMI AZALACAK”
Tuzsuz Yaprak Saklama / Rahime Aslıbay
Emekli bir bankacı olan Rahime Aslıbay, özellikle çalışan kadınlann işten döndüğünde yemek yapma telaşını bir nebze azaltmak için Hendek Sarma yı kurdu. Kadınların pratik bir şekilde yemek pişirebilmek için bazı yıyecek en buzlukta saklanmalarıdan ilham alan Aslıbay, hazırladıklan yaprak sarmalan gıda için özel üretilmiş kaplarda müşterilerine sunuyor. Salamura yapraklannın tuzdan annabilmesi için çok fazla su harcanmasından rahatsızlık duyan Aslıbay, “Tuzsuz Yaprak Saklama projesiyle su tasamıfu sağlamayı hedefliyor. Böylelikle hem çalışan ve yaprak sarmaya vakti olmayan insanların hayatını kolaylaştıran hem de yaşam kaynağı suyun tasarrufunu sağlayan Aslıbay, projesini tanıtıyor:
“Çalışan kadının eve döndüğünde yaşadığı en zor anlarının, yemeği düşünüp pişirmeye başladığı süreç olduğunu çok yakından biliyorum. Buradan yola çıkarak hazırlanması çok meşakkatli ve uzun süren yaprak sarmasını kalıp vazifesi gören kaplarda, 2 dakikada hazırlanıp 20 dakikada pişebilen ürünler olarak satışa sunduk. Şu anda tüm Türkiye'de 60 satış noktamız var.
“5 kat fazla su harcıyorduk”
Tonaj arttıkça malzeme kullanımında bizi rahatsız eden olaylar ortaya çıktı. Bunlardan bir tanesi fazla su tüketimiydi. Hammaddemiz olan yaprağın tek saklama şekli salamura. Salamura yaprağını tuzundan arıtabilmek için kendi kütlesinin en az 5 katı su harcamak zorunda kalıyorduk. Bu durumdan rahatsız olarak 2 yıl önce kendi imkanlarımla bir çalışma başlattım. Bu çalışma 2 yıl süresince devam etti. Bu arada KOSGEB’in "Pişirilmeye Hazır Sarma İmalat Yöntemi" adındaki projemle aldığım Ar-Ge desteği kapsamında, görevli Sakarya Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü hocasından istediğim yardım sonucu yapılan laborauvar tahlilleri de olumlu sonuçlandı. Araştırmada böyle bir çalışmanın hiç yapılmamış olduğu ortaya çıktı. Bu çalışmayı yapabilmek için bir makineye ihtiyaç vardı. Kendi imkanlarımla bunu sağlayamadığım için üniversiteden talep ettim. Sonucunu bekliyorum. Makinenin tasarımı hazır.
Tuzsuz Yaprak Saklama çalışmasının en önemli faydası, su tasarrufunun sağlanması olacaktır. Aynca, salamura yaprağı yıkarken ortaya çıkan zararlı atık suyun ortadan kalkması da çevre temizliği açısından önem taşıyor.
Aynca salamura yaparken geçen meşakkatli sürecin ve işçiliğin azaltılması da üretici açısından fayda sağlıyor.”
 

Liderlerin en zor görevi nedir?

 
Ben uzunvadede hayatta kalabilen şirketlere sahip olmanın gerçekten çok önemli olduğuna inanı-yorum. Birileri nakit sıkışıklığına girdiği veya yöneticileri kendi konforlu alanlarından çıkamadıkları ya da kurulları yeterince zamana ayak uyduramadıkları için sahneden kaybolup giden büyük kuruluşları görmek¬ten nefret ediyorum. Bu gibi şeyler olduğunda 10 yılların çabası ve inovasyonları bir anda çöpe gidiyor. İs¬ter bir rakibin yeni ürünü ister bir endüstriyi dönüş¬türen bir inovasyon (tıpkı transistörler gibi) isterse de şirketin kontrolü dışındaki bir şeylerin etkisi (tıpkı iklim değişikliği gibi) olsun, şirketlerin bu koşullarla mücadele etmemesi çok kötü.
Bozucu faaliyetler sıklıkla rakiplerinizin ayaklarınızı kemirmesine izin vermenizin aksine gidişatı değiştirmek veya yeni bir alana girmek için gerekli kıvılcımı çakar. Eskiden koruma altındaki Hint pazarları yabancı şirketlere açıldıklarında Tata Group’un yönetim kurulu başkanı olarak çok şanslıydım. Rekabetin temeli değişmişti ve bizim deniz aşırı yerlere gitmek gibi bir şansımız vardı. Bazı insanlar o dönemde bu re¬formları engellemeye çalıştı. Ancak onların etkisini ar¬tık her yerde görmek mümkün, özellikle de otomobil sektöründe. Bugün bütün global araba imalatçıları Hindistan pazarına girmiş durumda. Açık pazarlar sayesinde yerel şirketler yeni teknolojileri benimsemeye, daha yaratıcı olmaya, maliyetlerini düşürmeye ve tüketicilere sunduklarını iyileştirmeye teşvik edilmiş oldular.
Herhangi bir şirket için en büyük tehlikelerden biri de kendinden hoşnut olma halidir; burada liderlerin gör¬evi acil durum halini sürdürmektir. Bana göre bir CEO’nun ne kadar iyi olduğu kesinlikle onun kendi ekibini ne kadar motive ettiğine ve insanları işleri farklı yollardan yapmalarına liderlik ederken ne türden bir heyecan yarattığına bağlı. Bu asla şövalyevari riskler üstlenmek anlamına gelmez. Tata şirketlerindeki in- derlik yap” gibi basit sloganları ciddi bir şekilde benimser. Burada yönetimsel rotasyon oldukça kritiktir: Bizde eskiden işe imalatta başlayıp imalatta bitiren ve¬ya AR-GE’de başlayıp AR-GE’den emekli olan ve as¬la tek bir işlevden bile uzaklaşmamış yöneticiler vardı. Böylesi bir durumdan uzak durmakta Unilever çok iyidir ve biz de onlardan öğrendik.
Ben bir kurumun uzun ömürlü olmasını sağlayan fak-törler arasında inovasyon yapma yeteneğinin yanı sıra iyi değerlere bağlılığın da önemli olduğuna inanı¬yorum. Bu bizim Tata’nın yaşamı boyunca sahip olduğumuz ve asla ödün vermediğimiz bir şeydi. De¬ğerler bizim DNA’mızdadır ve bizi yeni pazarlara taşıyan, aktiflerimizi yeniden dağıtmamıza yardımcı olan ve nihayetinde bizi başarılı bir global şirket hali¬ne getiren de onlardır.
Kuskusuz bundan yüzyıl sonrasında Tata’nın şu anda olduğundan çok daha büyük ve çok daha global olmasını ümit ediyorum. Daha da önemlisi ise ben bu grubun faaliyet gösterme biçimiyle, sunduğu ürünlere ve kendi değer sistemi ve iş ahlakıyla Hindistan'ın er. ıvısi olarak değerlendirilme noktasına geleceğini umuyorum. 
 
Ratan Tata

FATURALAMA VE TAHSİLAT

Tanım ve Kapsam
Bu prosedür sunulan hizmet ile ilgili faturalama ve tahsilat aşamalarını açıklamak ve proje
yönetimini kolaylaştıran analiz raporlarının tanımlanması amacıyla hazırlanmıştır.
Temel Kavramlar ve Tanımları
Fatura : Sunulan hizmetin karşılığında müşterinin borçlandığı tutarı gösteren yasal evrak.
Müşteri : Hizmet satın almak üzere sözleşme imzalayan özel veya tüzel kişilik.
Fatura Talep Formu : Mali İşler biriminin fatura keserken baz aldığı form
Sorumlu Taraflar
Hizmeti sunan ortak, Mali İşler birimi
Uygulama Aşamaları
1. Temel Prensipler:
1.1.Hizmet sunma süreci : pazarlama,satış, uygulama, faturalama ve tahsilat adımları
olan ve birden fazla departmanın içinde olduğu bir süreçtir. Raporun teslim edilmesi
değil tahsilatın yapılması ile süreç sona erer.
1.2.Faturanın ne zaman kesileceği , tahsilatın ne zaman yapılacağı sözleşme üzerinde
yazılı olmalıdır.
2. Faturalama :
2.1. Hizmeti sunan ortak, fatura kesmek istediği müşterinin adını, hangi sözleşme
ile ilgili olduğunu, hangi tarih itibarı ile kesileceğini ve tutar bilgisini “Fatura Talep
Formu” nun üzerine yazar , Mali İşler birimine gönderir.
2.2.Mali İşler birimi form üzerindeki bilgileri esas alarak fatura bilgilerini muhasebe
sistemine girer. Yasal muhasebe kayıtlarının yaratılmasından sonra fatura basılır.
2.3.Mali İşler sorumlusunun imzalamasından sonra Fatura, üzerinde müşterinin adresi
yazılı zarfa konur, giden evrak kaydı yapılır ve müşteriye posta kurye ile gönderilir.
3. Tahsilat :
3.1.Fatura kesim tarihinden itibaren sözleşmede belirtilen süre içinde tahsilatın yapılması
ana hedef olmalıdır.
3.2.Sözleşmelerde, tahsilat süresini fatura tarihinden sonra 15 gün olarak tanımlamak
ve müşterileri buna ikna etmek nakit planlaması adına şirket için oldukça önemli
bir amaç olmalıdır.
3.3.Tahsilatın şirketin banka hesapları üzerinden yapılması esastır.
3.4.Müşteriden gelen tahsilatın hangi projeye ait olduğu bilgisinin gelen havalenin
açıklama bölümünde yazılı olması, açık faturaların muhasebe sisteminde kapatılmasını
kolaylaştıracaktır. Müşteriden ödemeyi yaparken mutlaka bu bilgiyi vermesi
istenmelidir.
3.5.Mali İşler Birimi, gelen havalede belirtilen açıklamaları esas alarak muhasebedeki
açık fatura/faturaları kapatır. Hangi projeye ait olduğu belli değil ise o müşterinin
en eski tarihli faturasından başlayarak sırayla açık faturalar kapatılır.
4. Raporlama :
4.1.Mali İşler Birimi, periyodik olarak müşteri ve iş bazında yönetim raporları üretir.
4.2.Hem hedef hem de geçmiş yılla mukayeseli olarak üretilen bu raporların başlı-
caları şunlardır :
i. Faturalanan Ciro
Dönemsel olarak ne kadar fatura kesildiği gösteren, kesilen faturanın o
dönem içim için hedeflenen fatura tutarı ile mukayesesinin yapıldığı, bir önceki
yıl aynı dönemde ne kadar fatura kesildiği bilgisi ile de kıyaslandığı bir
rapordur.
ii. Sözleşme – Fatura
İmzalanan sözleşmelerin ne kadarının faturalandığı bilgisinin olduğu bir
rapordur.
iii. Fatura – Alacak
Kesilen faturaların ne kadarının tahsil edildiğini gösteren bir rapordur. Raporda
henüz tahsil edilmeyen alacak rakamı, hem tutar hem de gün sayısı
olarak (kaç günlük satış tutarına karşılık geldiği) belirtilmelidir.
iv. Karlılık
Hem şirket, hem müşteri, hem de iş bazında karlılık raporları üretilmelidir.
4.3.İş, müşteri ve şirket bazında sağlıklı ve detaylı raporlamaların yapılabilmesi
için “iş için harcanan zaman” prensibine göre dizayn edilmiş özel bilgisayar yazılımı
kullanılmalıdır.

RİSK VE BAĞIMSIZLIK POLİTİKASI

Risk kavramı meslek mensupları için iyi bilinen bir kavram olmakla birlikte, yıllar boyunca
yaşanan hukuki iddiaların sayısı ve boyutları arttıkça risk ve risk yönetimi konuları daha da
fazla önem kazanmaya başlamıştır. risk yönetimini ve bunun muhasebe şirketi yaşantısı üzerindeki
bazı etkilerini incelemek gerekir.
Etik sorunları ve etik tehlikelerle başa çıkmakta
kullanılabilecek önlemleri, kalite kontrol sistemlerinin rolünü, ve sigorta gibi ek risk hafifletme
yöntemlerini belirlenmelidir.
Bağımsız Denetim Firmalarınca Uygulanması gereken Risk ve Bağımsızlık
Politikaları
Bağımsız denetim firmalarının, mesleki faaliyetlerini bağımsız, diğer bir deyişle dürüst ve
tarafsız yürütmesini sağlaması için gerekli olan durumlar çeşitli otoritelerce ele alınmış ve
bir takım kurallara bağlanmıştır.
Bunlar halka açık şirketler için Sermaye Piyasası Kurulu (“SPK”), Seri X No:22 tebliğ, Bankalar
için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (“BDDK”) tarafından 1 Kasım 2006
tarihinde 26333 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan yönetmelik, Enerji şirketleri için Enerji
Piyasası Düzenleme Kurumu (“EPDK”) tarafından 3 Ekim 2003 tarihinde 25248 sayılı Resmi
Gazete’de yayınlanan yönetmelik, Sigorta ve Reasürans ile Emeklilik şirketleri için Hazine
Müsteşarlığı tarafından 12 Temmuz 2008 tarihinde 26934 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan
yönetmeliktir. Her biri bağımsızlık tanımını yaparak denetim firmalarının denetimlerini
gerçekleştirdikleri şirketlerden bağımsız kalmaları için uyulması gereken kurallar ile
bağımsızlığı ortadan kaldıran durumları detaylıca irdelemişlerdir.
Uluslararası arenada ise Uluslararası Muhasebeciler Federasyonu- International Federation
of Accountants (“IFAC”) ve Muhasebeciler için Uluslararası Etik Standardları KuruluInternational
Ethics Standards Board for Accountants (“IESBA”) tarafından yayınlanan
Profesyonel Muhasebeciler için Etik Kodu- Code of Ethics for Professional Accountants
bağımsızlık konularını oldukça detaylı içermektedirler.
Risk ve bağımsızlık konuları genel olarak üç başlık altında ele alınmaktadır;
• şirketolarakyeni müşteri/ hizmetkabulündevedevamında
• şirketolarak müşteriler ileolan genel ilişkilerde
•bireysel(bağımsızdenetimfirmasıçalışanları)olarakmüşterilerileolan genel ilişkilerde
Şirket olarak yeni müşteri/ hizmet kabulü ve devamı;
Her hizmet kabulü kendi özelinde değerlendirilmelidir. Mevcut hizmet sözleşmelerinin
aynen yenilendiği veya sözleşme maddelerinde değişiklik olduğu durumlar da yeni birer
hizmet kabulü olarak değerlendirilmelidir.
Yeni müşteri/ hizmet kabulünde dikkat edilmesi gereken hususlar aşağıdaki gibidir;
• Bağımsızolmadurumu
•Profesyonel,yasal, regülasyonelveticari ihtilaf
• Hizmet risketkenleri
Sunulması planlanan hizmet ile ilgili Şirket ortağı veya müdürü, hizmetin bağımsızlık
kurallarına uygun olup olmadığına karar verilebilmesi için şirkete çok detaylı bir hizmet
kapsamı sunmalıdır. Yukarıda sayılan otoritelerce belirlenen, bağımsız denetim firmaları-
nın bağımsız denetim hizmeti verdikleri işletmelere, bağımsız denetim hizmeti verdikleri
dönemde bedelli veya bedelsiz hizmet vermeleri durumunda bağımsızlığın ortadan kalkacağı
hizmetler aşağıda listelenmiştir;
- Muhasebe defterlerinin tutulması
- Değerleme ve aktüerya hizmetlerinin verilmesi
- Yönetim veya insan kaynakları fonksiyonunun yerine getirilmesi
- İç denetim fonksiyonunun yerine getirilmesi
- Yatırım danışmanlığı hizmetlerinin verilmesi
- Hukuki danışmanlık hizmetinin verilmesi
- Finansal bilgi sistemi kurulması
- Muhasebe ve finans konularında danışmanlık hizmeti verilmesi
Yukarıdaki hizmetler çeşitli otoritelerce ortak olarak belirlenen yasaklı hizmetler olup her
teklif ilgili olduğu otoriteye ait hükümlerce değerlendirilmelidir.
Bu hizmetlerin, bağımsız denetim kuruluşunun yönetim veya sermaye bakımından doğ-
rudan veya dolaylı olarak hakim bulunduğu veya ilişkili olduğu bir danışmanlık şirketi tarafından
da verilmesi yasaktır.
Müşteri/ hizmet kabulünde dikkat edilmesi gereken konulardan biri de bağımsızlığı tehlikeye
düşüren riskli durumlardır. Bunlar aşağıdaki gibidir;
- Kişisel çıkar riski: Finansal ilişkiler veya diğer bir nedenden dolayı hizmeti sunacak olan
profesyonel ekibin vereceği kararların etki altında kalması riski
- Kendi kendini inceleme riski: Hizmeti sunacak olan profesyonel ekibin belli alanlarda çalışmış
olan bir önceki ekibin vardığı sonuçlara fazlasıyla güvenmesi ve cari hizmeti uygun
bir şekilde yerine getirememesi riski
- Taraf tutma/ yandaşlık riski: : Hizmeti sunacak olan profesyonel ekibin müşteriyi savunma
durumunda kalması ve objektiviteden uzaklaşması riski
- Aşinalık/ yakınlık riski: Müşteri ile olan uzun süreli ve yakın ilişkiden dolayı hizmeti sunacak
olan profesyonel ekibin müşterinin çıkarlarına normalin üzerinde ilgi göstermesi riski
- Tehdit/ korkutma riski: Müşterinin hizmeti sunacak profesyonel ekip üzerinde baskı kurması
sonucunda ekibin objektif davranmaktan kaçınması riski
Bağımsızlığı tehlikeye düşüren bu hususlar etraflıca değerlendirilmeli ve bunları bertaraf
edici önlem mekanizmaları yürürlüğe konmalıdır. Bu önlem mekanizmalarına örnek olarak
aşağıdakiler gösterilebilir;
- Verilen hizmetin başka bir Ortak veya çalışan tarafından gözden geçirilmesi
- Ekipte yer alan Ortak veya profesyonel ekibin rotasyona tabi tutulması
Profesyonel, yasal, regülasyonel ve ticari ihtilaf, bir müşteriye hizmet verebilmek için yerine
getirilmesi gereken yükümlülüklerin mevcut veya aday başka bir müşteriye hizmet
verilmesi ile ilgili yükümlülüklerle uyuşmaması durumudur. Bu durum iyice değerlendirilmeli
ve bu ihtilafları bertaraf edici önlem mekanizmaları devreye sokulmalıdır. Önlem
mekanizmalarının yetersiz olduğu durumlarda hizmet sunulmamalıdır.
Hizmet risk etkenlerini belirlerken değerlendirilmesi gerekenler, müşteri özellikleri; yönetimin
özellikleri ve dürüstlüğü, şirketin organizasyonel ve yönetim yapısı, faaliyet gösterdiği
sektör, finansal sonuçları, iş ilişkileri ve ilişkide bulunduğu taraflar ve verilecek olan
hizmetin özellikleridir.
Bazı hizmetler “normal” risk ile kabul edilirken bazıları da “normal üstü” risk ile kabul edilebilirler.
Normal üstü riske sahip müşterilerin kabul onayları ve de işin yapılışı ve yönetimi,
normal riske sahip müşterilerden farklı olarak ele alınmalıdır.
Müşteriye verilen hizmet sözleşmesinin birden fazla hizmet dönemini içermesi durumunda,
hizmete devam edilip edilmeyeceği yıllık olarak değerlendirilmelidir. Bu değerlendir-
mede hizmet verilen şirketin sahiplerinde ve üst yönetiminde , finansal durumunda, faaliyet
gösterdiği sektörde ve şirketin itibarında negatif yönde bir değişiklik olup olmadığına
bakılır ve eğer yoksa hizmete devam kararı alınır. Riskli durumlarda hizmete devam edilmemesi
gerekebilir. 
Şirket olarak müşteriler ile olan genel ilişkiler;
Bağımsız denetim kuruluşlarında bağımsızlığı zedeleyen genel hususlar aşağıda sıralanmıştır;
- Müşteri veya bağlı ortaklıkları, müşterek yönetime tabi teşebbüsleri ve iştirakleri ile ola-
ğan ekonomik ilişkiler dışında borç-alacak ilişkisine girilmiş olması,
- Geçmiş yıllara ilişkin bağımsız denetim ücretinin, geçerli bir nedene dayanmaksızın,
müşteri tarafından ödenmemesi,
- Bağımsız denetim ücretinin, bağımsız denetim sonuçları ile ilgili şartlara bağlanmış olması
veya piyasa rayicinden bariz farklılıklar göstermesi, bağımsız denetimin kalitesine
dair belirsizlikler yaratması, bağımsız denetim kuruluşu tarafından müşteri işletmeye sunulan
diğer hizmetler dikkate alınarak belirlenmesi,
Bireysel (bağımsız denetim firması çalışanları) olarak müşteriler ile olan genel ilişkiler;
Bağımsız denetçilerde bağımsızlığı zedeleyen genel hususlar aşağıda sıralanmıştır;
- Bağımsız denetim kuruluşunun ortak, yönetici, bağımsız denetçileri, denetçi yardımcıları
ve bunların 3. dereceye kadar (3. derece dahil) kan ve sıhri hısımları ile eşleri veya bağımsız
denetim kuruluşları tarafından;
• müşteriyle veya müşterinin ortaklarıyla veya müşterinin yönetim,denetim veya
sermaye bakımından dolaylı veya dolaysız olarak bağlı bulunduğu veya nüfuzu
altında bulundurduğu gerçek veya tüzel kişilerle ortaklık ilişkisine girilmiş olduğunun
belirlenmiş olması,
• müşteri ilebağlıortaklıkları, müşterekyönetimetabi teşebbüsleriveiştiraklerinde
kurucu, yönetim kurulu başkan veya üyesi, şirket müdürü veya yardımcısı olarak
veya işletmede önemli karar, yetki ve sorumluluğu taşıyan başka sıfatlarla görev
alınması,
• müşteriveyabağlıortaklıkları, müşterekyönetimetabi teşebbüsleriveiştirakleri
ile olağan ekonomik ilişkiler dışında borç-alacak ilişkisine girilmiş olması,
• müşteriden veya müşteri ileilgiliolanlardan,doğrudan doğruyaveyadolaylıolarak
bir menfaat elde edildiğinin ortaya çıkması veya bunlara bir menfaat sağlanacağı
vaadinin, ilgili bağımsız denetçi tarafından bağımsız denetim kuruluşunun
yönetimine yazılı olarak bildirilmemiş olması,
- Bağımsız denetçiler, fiilen bağımsız denetimini yaptıkları işletmelerde, işletmenin finansal
tabloları hakkında düzenlenen en son bağımsız denetim raporu tarihinden itibaren
2 yıl geçmedikçe, söz konusu işletmede yönetim kurulu başkan ve üyeliği, genel müdür,
müdür ve yardımcılığı ile önemli karar, yetki ve sorumluluğu taşıyan pozisyonlarda görev
alamazlar.

VAROLAN BİR ORTAKLIĞA GİRMEYİ PLANLIYORSANIZ SORMANIZ (CEVAP ARAMANIZ) GEREKEN SORULAR


1- Ortaklarım kim olacak? Uyumlu muyuz?
2- Hedeflerimizi ve amaçlarımızı etraflıca tartıştık mı? Birbirimizin ihtiyaçlarını ve
beklentilerini anlayabiliyor muyuz? Uyumlu muyuz?
3- Önemli görüş ayrılıklarını ayırt edip, ya kaçınılmaz anlaşmazlıklara hazırlıklı
olma yada bu meseleleri halletmek için bir yol bulma konusunda uzlaştık mı?
Uyumlu muyuz?
4- Karları eşit olarak mı paylaşacağız? Yoksa farklı temellerde mi?
5- Ortakların yaş profili nedir?
6- Diğer ortakların emeklilik planları nedir?
7- Bir ortak ayrılmaya karar verdiğinde hisselerini satın alma düzenlemesi nasıldır?
8- İlk girişimi artı bir başka ortağın ayrılmasını finanse edebilir miyim?
9- Taahhütlerimi karşılamak için nasıl koşullara ihtiyacım var?
10-Şirkete girmeyi taahhüt etmeden önce nasıl bir durum tespiti yaklaşımı benimsemeliyim?
11- Nasıl güvencelere ihtiyacım var?
12- Mevcut ortaklardan nasıl korumalar veya destek mektupları almam gerekiyor?
13-Şirketin mesleki tazminat sigorta poliçesini ve koşullarını ve var olabilecek herhangi
bir tazminat davası geçmişini incelemek gerekli midir?
14-Şirketin mevcut müşteri profili yeterince kaliteli mi?
15- Her ortağın şirkette oynayacağı rol nasıl olacak?
16- Şirketin bir hissesi için nasıl bir fiyat isteniyor?
17- Neyi satın alıyoruz?
18- Şirketten nasıl bir dönüş bekleyebilirim? Rahat bir şekilde yaşayıp
 bir yandan giriş anlaşmasını sağlayabilir miyim?
19- Ben/Biz bunu parasal olarak karşılayabilir miyiz?

İhracat

İhracat İşlem Akışı
 
1. İhracatçı, İhracatçı Birliği’ne başvurarak üyeliğini yaptırır.
2.Üyeliği yaptırdıktan sonra GB onaylatır ve nispi aidatı öder.
3. Vesaiki hazırlar.
4. Malı hazırlar.
5. Gerekirse malın gözetimini yaptırır.
6. Mal ve vesaik gümrüğe ulaşır.
7. Gümrük müşaviri tarafından gümrük işlemleri gerçekleştirilir.
8. Ürün sevk edilir.
KİMLER İHRACAT YAPABİLİR?
6.1.1996 tarih ve 22515 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İhracat Yönetmenliği’nin 4. maddesinin (e) bendine göre, ihraç edeceği mala göre ilgili ihracatçı birliğine üye olan, gerçek usulde vergiye tabi (tek vergi numarası sahibi) gerçek ve tüzel kişi tacirler, Esnaf ve Sanatkâr Odaları’na kayıtlı olup üretim faaliyetiyle işti­gal eden esnaf ve sanatkârlar ile joint-venture ve konsorsiyumlar ihracatçı olarak tanımlanmıştır.
İhracatçı Birliği’ne üye olmak isteyen tacirlerden, Ticaret Sicil Gazetesi’ne kayıtlı olduğunu ve tek vergi numarası sahibi olduğunu tevsik eden belgeler aranır.
İhracatçı Birliği’ne üye olmak isteyen esnaf ve sanatkârlardan ise, tek vergi numarası mükellefliği yanında, üretim faaliyetiyle iştigal ettiklerini Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu'ndan alacakları bir belge ile tevsik etmeleri istenmektedir.
Joint venture ve konsorsiyumlar ise, tek vergi numarası mükellefliği olduğu­nu tevsik eden belge ve durumlarını belirtir ortaklık sözleşmesini İhracatçı Birliliği’ne tevdi ederek üye olacaklardır.
İHRACATÇI BİRLİKLERİ
Birlikler, ihracatı artırmak, ihracatçıların mesleki faaliyetlerini ve ilişkilerini düzenlemek, her türlü sorunlarına çözüm bulmak ve yol göstermek amacı ile 3274 sayılı Kanunun 26. maddesine göre 5.8.1993 tarih ve 21659 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan Bakanlar Kurulu kararıyla kurulmuştur.
 
Birliklerin üyeleri ihracatçılardır. Birlikler, İhracatçı Birlikleri Genel Sekreter­likleri olarak yapılanmıştır. Türkiye genelinde 12 genel sekreterlik vardır. Her Ge­nel Sekreterlik bünyesinde farklı iştigal alanları bulunmakta olup toplam 19 deği­şik iştigal alanı mevcuttur.
Genel Sekreterlikler bünyesinde mevcut bulunan her İhracatçılar Birliği’nin bir Yönetim Kurulu vardır. Bu Yönetim Kurulları, ihracatçı firmaların kendi arala­rından seçtikleri üyelerden oluşur.
Yönetim Kurulu kararı ve üyelerin talepleri çerçevesinde İhtisas Komiteleri oluşturulur. Etkin biçimde çalıştırıldıklarında sektörün sorunlarının en iyi tartışılıp çözüm yollarının araştırılabildiği ortamlar bu ihtisas komiteleri olmaktadır. Bu ko­mitelerde görev almak için Yönetim Kurulu üyesi olma zorunluluğu yoktur.
İhracatçı Birlikleri’nin başlıca görevleri nelerdir?
  • Mesleki dayanışmayı sağlamak,
  • İhracatın ülke menfaatlerine uygun olarak gelişmesine çalışmak,
  • iştigal alanına giren maddelerle ilgili olarak ihracatın artırılmasına yönelik çalışma ve incelemeler yapmak,
  • ihracatla ilgili konularda kurs, seminer, toplantı ve sempozyum düzenlemek,
  • Üyelerin çalışmalarında karşılaşacakları güçlükleri gidermeye çalışmak,
  • Sergi açmak, açılan fuar ve sergilere katılmak ve tanıtım faaliyetlerinde bulunmaktır.
ihracatçı Birliklerinin üyelerine sunduğu hizmetler nelerdir?
İhracatçı Birlikleri, iştigal alanına giren konularda üretim, ihracat, ithalat, fi­yat durumu, dış piyasadaki rakiplerimizin durumları ve mevzuat çerçevesinde oluşturulan bilgileri madde dosyalarında güncel bir şekilde izlemektedir.
Hedef ülkelerle ilgili olarak ihracatçılarımızın gereksinim duyacağı her türlü bilgi ihracatçı birliklerinde derlenmekte ve dileyen üyelere kullanıma hazır hâlde gönderilmektedir. Yurt dışındaki ekonomi ve ticaret müşavirliklerimiz tarafından periyodik olarak ihracatçı birliklerine ulaştırılan bilgiler ve topluca alınan ithalatçı adresleri, düzenli olarak ihracatçılara ve diğer ilgili kuruluşlara iletilmektedir.
İhracatçı Birlikleri tarafından ihracatçıların İhracat potansiyelini değerlendir­mek için hedef ülkelerde incelemeler yapılmakta ve sonuçları üyelere duyurul­maktadır.
 
İhracatçı Birlikleri’nin iştigal konularına giren maddelerle ilgili olarak kongre, sempozyum ve toplantı gibi etkinlikler düzenlenerek sektörün bir araya gelmesi görüş alışverişinde bulunması sağlanmaktadır.
 
Birlikler, ihracatçıların pazar yaratma çabalarına yardımcı olmak amacıyla mevcut pazarları geliştirmek, hedef pazarlara girebilmek için hedef ülkelerde düzenlenen fuarlara doğrudan ulusal katılım organizasyonunu gerçekleştirdiği gibi, firmaların ulusal katılım organizasyonuyla ya da bireysel olarak katılabilecekleri diğer önemli fuarları da üyelere duyurmaktadır.
İhracat sırasında İhracatçı Birlikleri’nin yaptığı işlemler nelerdir?
  • Gümrük beyannamesinin temini ve onaylatılması
İhracatçının, ihracat yapabilmesi için beyannameyi İhracatçı Birlikleri veya Gümrük İdareleri’nden temin edip doldurarak ihracatçı birliklerine onaylatması gerekmektedir. Onay sırasında ihracatçılardan, birlik NİSPİ AİDATI tahsil edilir.
  • Kayda Bağlı ihracat
ihracat Yönetmeliği'nin “Kayda Bağlı İhracat Listesi”nde yer alan ürünlerin ---çatı için gümrük beyannamesi ile birlikte kayıt için ilgili İhracatçı Birliklerine müracaat edilir.
 
  • Konsinye İhracat
Gümrük beyannamesi ile birlikte izin için ilgili ihracatçı Birlikleri’ne müraca­at edilir.
  • Kredili İhracat
Mal cinsi, ödeme planı ve süresini içeren satış sözleşmesinin aslı ve tercümeesi ile birlikte İhracatçı Birlikleri’ne müracaat edilir.
  • Bedelsiz İhracat
Bedelsiz ihracat konusu malların değeri 10.000 ABD dolarından fazla ise, Bedelsiz ihracat Formu" doldurulmak suretiyle İhracatçı Birlikleri’ne başvurulur.
  • Bağlı Muamele veya Takas Yoluyla Yapılacak İhracat
Bağlı muamele talepleri gerekli belgelerle birlikte ihracatçı Birlikleri’ne yapılır.
  • Ambargo Kapsamı Malların ihracatı
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Ambargo Kararları uyarınca, ihracatın denetime tabi olduğu ülkelere yapılacak ihracat ülkelere göre farklı düzenlenmiştir. Irak'a yönelik gıda, ilaç ve tıbbi malzeme ihracı serbest olup ilgili
İhracatçı Birlikleri’ne bilgi vermek gerekmektedir. Hırvatistan ve Bosna-Hersek’in kendi kontrolleri altındaki bölgelere ihracat ve ithalat serbesttir. Söz konusu du­rum ve Hırvatistan’ın Birleşmiş Milletler koruması altındaki bölgelerinin yer aldığı liste tüm ihracatçı Birlikleri’nde ve Gümrükler Genel Müdürlüğü’nde mevcuttur. BM Güvenlik Konseyinin 883 sayılı Kararı ile Libya’ya bazı malların satılması ve­ya söz konusu malların üretimi veya bakımı için kullanılacak her çeşit malzeme­nin sağlanması veya bu konuda lisans verilmesi yasaklanmıştır.
 

ŞİRKETLERDE BAŞARISIZLIĞI GETİREN FAKTORLER

 
Uzmanlara göre şirketler farklı alanlara girdikçe beklentilerini yakalama oranı ciddi biçimde azalıyor. Peki yeni girdikleri işlerde umduklarını bulamayan şirketler nerede yanlış yapıyor? Uzmanlara göre yeni girilen sektörlerde başarısızlığın temel nedenleri arasında ilk sırada kurumun kendisi var. Fizibilite planının yapılmaması, “moda” diye yeni işlere girilmesi beklentilerin gerçekleşmemesine yol açıyor. Yanlış yerde ve zamanda yatırım yapmak da başarısızlığı getiriyor.
Grant Thornton Türkiye Başkanı Aykut Halit, “Fırsatı kaçırma endişesiyle gereğinden hızlı ve hazırlıksız başlanan işler her zaman her ortamda yatırımcılar için risk oluşturuyor” diyor.
Yıldız Holding de zamanından önce yatırım yapıp umduğunu bulamayan büyük holdinglerden biri. Yıldız Holding Başkan Yardımcısı Ali Ülker, erken yatırım yaptıkları fonksiyonel gıda pazarından umduklarını bulamadıkları için kısa sürede çıkmak zorunda kaldıklarını söylüyor.
Tem Danışmanlık Genel Müdürü Dr. Erkan Tozlu-yurt da “Koç Grubu gıda sektörünü, Yıldız Holding ise bankacılık sektörünü bıraktı. Geçtiğimiz yıllarda da Sabancı Holding DiaSA’yı beklediği başarıyı bulamadığı için satmıştı’' diyor. Tozluyurt’a göre yeni girilen sektörlerde başarısızlığı getiren temel nedenler arasında sabırsızlık, gerekli yatırımı yapamamak ve insan kaynağını iyi yönetememek bulunuyor.

MUHASEBE NEDİR ?

Muhasebeyi kavramak için muhasebenin tanımını bilmek gerekiyor. Muhasebe nedir dediğimizde aklımıza kısa bir tanım gelmeli. Muhasebenin anlamından yola çıkarak "muhasebe nedir" sorusuna ulaşırız, ve böylece adım adım muhasebeyi öğrenmeye başlayabiliriz.
Tanımı : İşletmelerin mali işlemlerini kaydeden, özetleyen ve raporlayıp arşivleyen bir bilimdir. Ekonomik faaliyetlerde aktif olan tüm kuruluşların para ile ifade edilmiş şekilde kaydeden, özetleyerek rapor eden ve sonuçlarını yorumlayan ve analiz eden bir oluşumdur. Muhasebe, "muhasebe nedir" sorusuna cevap vermektedir. Muhasebenin ne anlama geldiğini çıkarabiliriz. Muhasebeyi bilmek için anlamını bilmek kafi olmamaktadır. Tanım da yer alan her terimin de ne anlama geldiğini bilmemiz gereklidir.
Muhasebe kar amacı niyetiyle kurulan işletmelerle ilgili değil, kar amacı gütmeyen, hizmet veren tüm kuruluşlar için de geçerlidir. Bundan ötürü işletmeler denilirken tüm kurumları kapsamaktadır.
 
İşletme: Ticari amaç için, bir veya daha fazla kişinin bir araya gelerek, bir sermaye ile kurdukları kuruluşlardır. İşletmeler amaç ve kuruluş şekillerine göre çeşitli şekillere ayrılırlar. Bunlar şahıs şirketleri ve sermaye şirketleri şeklindedir.
Sınıflandırma Fonksiyonu: Kaydedilen bilgiler belirli sürelerde niteliklerine göre gruplanır. Sonuç olarak farklı nitelikteki grupları, işlemleri birbirleri birleştirmeden farklı sınıflarda incelenebilir. Sınıflandırma işlemleri muhasebe sistemi oluşumunda , muhasebe defterlerinden  yapılmaktadır.
Özetleme Fonksiyonu: Sınıflandırılan işlemler dönem sonlarında toplanarak kesin sonuçlar nitelendirme için yapılan kayıtların kontrolünü sağlamak üzere kullanılır. Dönem bitimine doğru işyerleri yüzlerce işlem yapmış olurlar. Bu işlemeleri tek tek göz ettirmek çok uzun vakit alacağından, aynı özellikli işlemleri özetleyerek görmek kullanıcılara yarar sağlamaktadır. Muhasebe sisteminde bu fonksiyon muhasebe tablolarından çaprazlama kullanılarak yapılır.
Raporlama Fonksiyonu: Bir başka  raporlama fonksiyonunda kaydedilen, sınıflandırılan ve özetlenen işlemler sonuç aşamasına gelir. Bu kısımda raporlamadır. Raporlama muhasebe sisteminin gelinebilecek son ve kapanışın olacağı kısımdır.  Muhasebenin için çok önemlidir. Raporlarda işletmelerin her türlü sonuçları ortaya koyan kurumlar hakkında bilgiler ve sonuçlandırma işlemleri yapmaktadır. İşletme bu raporlar sayesinde mali tablolarını görmekte, yapacağı yaptırımları bu fonksiyona göre karar almaktadır.  Raporlama aşamasında işletme muhasebesi fonksiyonları kullanılır ve bu fonksiyonların en önemlileri bilanço ve gelir fonksiyonudur.